Rüya şehir Paris

Anlatılarak olmayacak bir şehir daha, mutlaka görülmesi lazım. Şiir gibi bir kent. 3 gece 4 gün kaldık ama yetmedi mutlaka bir daha gitmek gerek. Daduu damağımıza yapıştı diyebilirim. Elimizde harita yine ayaklarımız iflas edene kadar dolaştık. Gittiğimizde haziran ayıydı ve hava 10 dan sonra kararıyordu. Bol bol yürüdük.

Valla anlat anlat bitmez ama bir yerden başlıyım. Gezilebilecek yerleri özetleyeyim öncelikle:
Notre-Dame de Paris katedrali: 2000 yıllık bir tarihi var, ağzını açık bırakacak bir mimarisi var, Napoleon kendini burada imparator ilan etmiş, 255 basamak olduğu için biz çıkmadık ama kulesinin mazarasıda gayet güzelmiş, Notre- Dame ‘ ın kamburu gibi poz verip foto çektirmeyi unutmayın
Eiffel kulesi: Gerçekten bir mühendislik harikası. Yerden 320 m yüksekte, 15000 metal parça ve 2500000 perçin kullanılmış. Ben yüksekten korktuğum için en üst platforma çıkamadım ama siz çıkın mutlaka. Manzara süpperr. Eiffel kulesinin altındaki parkta piknik yapabilirsiniz. Gece ışıklandırmasını mutlaka görmelisiniz.
Louvre müzesi: Dünyanın en büyük müzelerinden biri. 2-3 günde hepsini gezemezsiniz gez gez bitmiyo valla. Mona Lisa teyzemiz ve birçok ünlü eser yeralmaktadır. Girişte çok kuyruk olabiliyor erken gitmek en iyisi.
İle de la cite: Sen nehri ortasında minik bir adadır. Burada ihtişamlı sarayları ve gotik yapıları görebilirsiniz. Sainte Chapelle yi mutlaka görün.
Arc de Triomphe: Napoleonun zaferleri anısına dikilmiş anıt.
– Champs- Elysees meydanı: ip gibi sıralanmış ağaçlarla süslü çok geniş bir cadde. Üstünde büyük mağazalar, sinemalar, kafeler var. Alışveriş için çok pahalı bir cadde. Burada güzel bir park var parktan ilerlediğinizde Petit Palais ve Grand Palais e çıkarsınız. İkiside çok güzel saraylar.
Palais-Royal: Bahçesinde siyah beyaz çizgili, alçaklı yüksekli sütunlar var.
– Montmartre: Dar kıvrımlı sokakları olan tepede çok şirin bir mahalle. Genelde sanatçılarla anılıyor. Biraz zor oluyor ama yürüyerek Sacre-Coeur bazilikasına mutlaka çıkın.Sacre- coeur un hemen altında hediyelik eşyacılar ressamlar bulunan sokak var.
Pantheon
Les İnvalides
La Madeleine: kilise
Luxembourg bahçeleri: Çok güzel rengarenk çiçeklerin olduğu büyük bir bahçe.
Disneyland biz gitmedik ama kızım biraz büyüsün öyle gideceğiz inşallah.

Aslında daha bir sürü yer var görmeye değer ama aklımda kalanlar bunlar. Parise gittiğinizde Sen nehrinde gezintiye çıkmayı unutmayın. Sen nehri etrafında yürürseniz şehrin iki tarafını bağlayan çok güzel köprüler göreceksiniz. Eğer ilginiz çekerse Sorbone üniversitesini de görmenizi tavsiye ederim. Paristede yine çok gelişmiş bir metro ve otobüs ağı var. Hatta çift katlı metroyu görünce baya bir şaşırmıştık. Haftalık bilet alarak toplu taşımadan faydalanabilirsiniz. Aslında en güzeli bisiklet kiralamak.

Eğer kaybolursanız veya adres soracaksanız ve Fransızca bilmiyorsanız, orta yaş üstü Fransızlara sormayın çünkü İngilizce bilmelerine rağmen konuşmuyorlar. Sadece gençler yardımcı oluyor.

Bide Paristen aklımda kalan mis gibi tereyağlı kruvasanlar, çok lezizdiler. Ama dikkat edin Fransızlar şöyle diyor: “Kruvasan ağzınızda 30 saniye, midenizde 30 dakika, kalçalarınızda 30 sene kalır. “ iyi gezmeler.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir