Sevgililer Günü Hediyesi

Sevgililer günü safsatasına uyan tiplerden olamadık bi türlü. Bununla ilgili bu saçma düzen içinde yapılmış nekadar çok tüketim oyunu var, bunlarla ilgili düşüncelerimi yazmıycam bile. Neyse 2 hfta önce sevgililer günü indirimlerini de fırsat bilerek kocişkonun davul tutkusundan esinlenerek babayada kızınada bi tşört yapmaya karar verdim. Bu sitede istediğiniz tasarımı online yapabilir veya çizim programlarında tasarladığınız şekli direk tişörte bastırabiliyorsunuz. Hemen 3-4 gün içindede yolluyorlar. Daha öncede çok tşört yaptırdım çok başarılı kaliteli, tavsiye ederim yani.

Neye niyet neye kısmet beresi, çocuk beresi

Örgü konusunda ehh bişiler çıkarırım. Ama aşırı sıkılgan bi tip olduğum için genelde örgü boyutum elbezini geçmez. Bide ördüğüm bir modeli bidaha örememe gibi bir maharetim var. Kuzucuğuma el yapımı bi bere öreyim istedim. Evdede hazır ip varken şu ressam beresi denen üstü bombeli hafifçe yana sarkan berelerden örmeye niyetlendim. İnternette uzunca bir taramadan sonra tarif buldum. Güya tarife göre yaptım ama ortaya kuzunun kafasına cuk diye oturan ressam beresiyle hiç alakası olmayan enteresan bişi oldu.  Hemde çocuğun kafasınıda doğru dürüs kapamadı bile. Nese ascık daha uğraştıktan sonra ortaya bizans kaskınıda anımsatan böle bişi çıktı. Görenler baya beğendi. Kuzucumda severek giyiyo.

anne demek, annelik üzerine

Yılbaşısınıda güsel ve çok eğlenceli bir şekilde atlattık, darısı bidaki yılbaşısına. Bu sıralarda yoğunluktan yazıda yazamıyorum çok fazla. Biraz nefes alayım dedim. İnternette rastladığım annelik üzerine bir yazıyı paylaşmak istedim. Okumuşsunuzdur belki ama, yinede bidaha okuyun. Okurken gülmekten öldüm, hemde gözlerim yaşardı, çok şeker bir yazı:

Anne demek;
* Klozette gördüğü ilk kaka için kendisi yapmış kadar rahatlayandır.
* Bir gaz

çıkartılmasından dünyanın en mutlu insanı olandır.
* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan,şenlik havasına bürünendir.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak,sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Cep telefonu ile televizyonu kumanda etmeye çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Bulaşık makinasından çıkardıklarını buzdolabına yerleştirmeye kalkışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir.
* Bazen kafasına huni takıp bağıra bağıra kaçacak kadar gözü dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.
* Bebek şef şarkısı söyleyerek,fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak,mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,”Anne atttaaaaa” sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün “Seni çok iyi anlıyorum tatlım “bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli Oyuncak kurbacık,ıslak mendil ve kreker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında ,diken diken olmuş her bir saçına rağmen,annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.
* Anne demek bir küçük melekle,gururla,küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreyini parçalara bölüp herbir parçayı özenle ona sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil,ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.

Otuza az kala (otuz yaş mektubu)

Doktora TİK telaşı, ofiste bu kadar iş, kafada projeler, oyun çalışmaları ve fotoğraf kurs hocalığı arasında bu yazıya vakit ayırabilmemin

bi manası olmalı. Garip bi burukluk içindemiyim acaba, tanımlayamadığım burukluk. 30 a çok az kala ifade edemediğim duygular sinsilesi. Az kaldı derken 1 günden bahsediyorum.

Evet bakalım 30 lara hazırmıyım. Rakamla yazınca daha korkunç geldi yazıyla yazıcam. Otuz yaş bir gariptir. Otuz yaşından sonra memur olamazsın mesela. Otuz yaşını aşmışsan artık genç değilsindir. Herkes senden olgunluk bekler. Artık çıtır kategorisini çoktan geçmişsindir. “Otuz yaşında koskoca kadınsın” olmuşsundur. Hala doktora yaparak öğrenci olmaya dirensende, okuluna gittiğinde “ya bizde üniversiteye girdiğimizde bukadar tıfılmıydık ya” dersin. Otuzdan sonra bebek yapmak pek önerilmez mesela. Otuzdan sonra aldığın kiloları bidaha nah verirsin.  Sağlıklı beslenip, spor yapman gerekir. Otuzundan sonra yaşını pek söylememeye başlarsın yada söylediğin yaş yıllar içinde pek ilerlemez, hadi söyledin diyelim girdiğin yaşı değil bitirdiğini söylersin. Kırışık endişen başlar, göz altı kremlerine çaktırmadan ilgi duyarsın, falaan filaann…
Biraz karamsarmış gibi başladım aslında ama, öyle otuz yaşıma çokta bi anlam yüklememişim aslında. Öyle bir dönüm noktası durumum yok, otuz yaşından önce yapılacaklar gibi listem yok. Sadece birşeyleri kaçırmanın, geç kalmış olmanın endişesini taşıyorum bazen, büyümek pekte hoşuma giden bir şey değil. Aslında otuz yaş değilde anne olmak benim için bir dönüm noktası sanırım. Yoksa aynaya baktığımda 10 yıl önceki fotoğraflarımdan çokta farklı birini görmüyorum. Hala usturupsuz giyinip saçımı mora boyayabiliyorum, hala annemin kuzusuyum, hala mirayla trambolinde çılgınca zıplayabiliyorum, hala Hayko Cepkin konserinde kendimi yırta yırta şarkı söyleyebiliyorum.
Bu kızımla geçirceğim ikinci doğum günüm. Artık hersene onunla dahada gençleşicem, o büyüdükçe onun enerjisi bana geçicek, yaşımın pekte bi önemi olmayacak. Yaşlar sadece rakamlardan ibaret olacak. Amann otuzda neymiş daha ne kırklar, elliler, atmışlar vızz gelir. İki aşkım, ailem, dostlarım yanımda olduktan sonra. İykide doğmuşum bee… 

Miranın kitabı, fotokitap

Kuzucuk kitaplara bayılıyor, evdeki kitapları ezberledik bile. Yeni kitaplar arayışındayız. Tam böyle düşünürken Miraya kendi kitabını yapmaya karar verdim. İçinde duygular, yapmayı sevdiği şeyler, görmeyi sevdiği kişiler ve tabiki hayvanlar olacaktı. Tabi bu kitap sadece Miranın fotolarında oluşacaktı. İnternette araştırma yaptım. Bir sitede
buldum, online düzenleme yapıp spariş veriyosunuz. Ve direkt baskı halinde kitabı yolluyorlar. Valla beklediğimden çok daha güzel birşey geldi. Hem Miraya kitap oldu, hemde bize hatıra…Sevdikleriniz içinde çok güzel bir yılbaşı hediyesi olabilir.

minik aşkıma…(anneden 1 yaş mektubu)

Geçen sene bugün bi uyandım kucağımda minicik bir kız,kömür gibi gözleri bana bakıyor, elimi sım sıkı tutmuş. Meğerse anne olmuşum.

Bebekler anne babalarını kendilerimi seçerler acaba. Bir sürü fotoğraf arasından seçtin belkide bizi. Ben turuncu pantolonumla çıkmışımdır kesin. Saçım fönlüdür ama fön tutmamıştır. Makyajım akmıştır. Baban ciddi çıkmaya çalışmıştır gülmemiştir kesin. Ama altında şortu ve sandaletide vardır mutlaka. O kadar fotoğraf arasında şıp diyemi bizi seçtin, yoksa
eledin eledin bunlar fena değilmi dedin… “Bunlar beni eğlendirir gibi duruyo fotoğrafa bakınca bile eğlendim…”

Minik kuzucum sen geldin ben en çok aşkı öğrendim, her şeyden vazgeçercesine sevmeyi…. Kendinden başkası için yaşamayı, onun mutlu olması için herşeyi göze almayı…Yok ben yapamam derken aslında yaşamımda yaptığım en güzel şeyin sen olduğunu öğrendim. Hayatta ilk defa “Becerebilirmiyim? “ endişesini taşımayı… Bir gözyaşı damlasının içini delip geçmesini… Delicesine mutlu olmayı öğrendim… Her akşam kafamı yastığa koyup şükretmeyi… Canım sıkılınca seni düşünüp gülümsemeyi öğrendim. Cesareti öğrendim…Büyümeyi öğrendim …Annemi anlamayı ve ona teşekkür edebilmeyi … Babana bu sefer baban olduğu için bir daha aşık olduğumu öğrendim. 3 kişinin 2 kişiden daha güzel olduğunu …

Zamanı tutamamanın acımasızlığını öğrendim. O sımsıkı tutan minik ellerin çok çabuk büyüyeceğini…

Canım kızım sen 1 yaşındasın bense otuz. Seninle bir çok şey öğrendim, ama içimdeki deniz hiç durulmadı. Seninle dahada güçlendi. Seninde ömründe hep mutlu, ayaklarının üzerine basan, ne istediğini bilen, gururlu, annen kadar içindeki denizi durulmayan güçlü bir kadın olmanı dilerim.

İçimin gülen yüzü minik kuzucum iyiki bizi seçtin, iyiki seni doğurmuşum, iyiki doğmuşsun seni çok seviyorum.

Mira için yaptıklarım

Mira doğmadan önce ve daha sonrasın onun için bir sürü uydurmasyon bişiler yaptım. Onları derleyip toplayım dedim.

1- Kapı süsü: Mira daha doğmadan yapılmış kapı süsümüz halen kızımın odasının kapısında asılı. İncik cincikçilerden tüm malzemeleri almak mümkün.


2- Bebek şekeri sepeti: Evde kullanılmayan bir sepet kaplanmak ve süslenmek suretiyle yapılmıştır. İçindeki şekerlerde hamile hamile ulusa gidilerek alınmış ve içine konulmuştur.




3- Babanın atletinden ve tişörtünden keserek yapılmış bere: Evde Muratın olmadığı bir zaman dolabından bulunan tişört ve atletlerle yapılmış güzide beremiz herkes tarafından çok beğenilmiştir. Tabi muratın bu durumdan haberi olmaması ve kesilen tişörtleri bilmeden giymesi sonucunda ortaya çıkan durumla çok komedi bir ortam oluşmuştur.





4- Ayakkabımsı patik: Yine dellenilen bi vakitte intternettende esinlenerek örlen ayakkabımsı patiğimiz kuzucuğun elbiseleriyle hoş bir kreasyon yaratmıştır.





5- Bay altın yastığı: Şuan halen yolda olan canım kardeşçimin göbüşündeki beyefendi için yine internetten esinlenerek yapılmış altın yastığı son tasarımlar arasındadır.





6- Çingen modeli taşıyıcı (yada havalı ismiyle sling): Nezmandır yapmayı düşündüğün ama anca becerebildiğim taşıyıcı için kumaş alınır. İki dikdörtgen kullanacak kişinin boyutuna göre kesisilir ve dikilir. Tahmin edildiğinden rahat bir şeydir.








Bebek posteri

Ne zamandır yazmadığımın farkındayım. Artık işe tamamen başladım. Kızımdan gündüzleri uzak kalıyorum. Ama sürekli kulaklarımda sesi, ofiste onun sesini duyuyorum resmen sonra evde olmadığımı hatırlıyorum. Ben Mirasızlığa, kızımda bensizliğe alışma evresindeyiz.Öğlenleri gelip emzirme, uyutma ve özlem giderme faslı yaşıyoruz, bu gel gitler beni biraz yorsada kuzucuk için herşeye katlanılır, ee anne olmak zor zanaat. Bu harala gürele haricinde kalan zamanlarda kızımın fotolarından bişiler yapem dedim. Aşağıdaki poster ortaya çıktı, film afişi gibi çok şeker oldu: