Bebek posteri

Ne zamandır yazmadığımın farkındayım. Artık işe tamamen başladım. Kızımdan gündüzleri uzak kalıyorum. Ama sürekli kulaklarımda sesi, ofiste onun sesini duyuyorum resmen sonra evde olmadığımı hatırlıyorum. Ben Mirasızlığa, kızımda bensizliğe alışma evresindeyiz.Öğlenleri gelip emzirme, uyutma ve özlem giderme faslı yaşıyoruz, bu gel gitler beni biraz yorsada kuzucuk için herşeye katlanılır, ee anne olmak zor zanaat. Bu harala gürele haricinde kalan zamanlarda kızımın fotolarından bişiler yapem dedim. Aşağıdaki poster ortaya çıktı, film afişi gibi çok şeker oldu:

Kuzuyla babası müzik yaparken

6 ayımızı az hasarlı bir şekilde sadece bir grip, büsürü aşı ve 2 dişle atlattık allamıza şükür. Darısı diğer aylara inşallah. Bu hastalık, ardındanda birsürü aşı yiyen ve fabrika ayarlarına geri dönen melek kızıma edindiği bütün güzel huyları geri kazandırmaya çalışıyorum. Kendi kendine yatağında uyumaya alışan minik böcüğüm hastalıktan sonra bensiz uyuyamamaya başladı. Bir çok şeye sıfırdan alışmaya çalışıyoruz. Ee eski tezeler boşuna dememiş “çocuğumun hasta olduğuna
değil huyunun değiştiğine yanarım” diye. Bende şimdi işe geri dönmeye çalışırken bu huy değişiklikleri hepimizi baya zorluyor. Ama ümidimi kaybetmiyorum azimliyim.

Yavaş yavaş eski hayatımıza dönmeye başlarken davullara ve oraya buraya vurma delisi olan babişkoda kızına ritim öğretmeye başladı bile. Muratta bende müzik hastası olan ve hayatlarının her köşesinde müziği eksik etmeyenler olarak kızımızada müziği sevdirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ben hamileliğim boyunca çok müzik dinledim, kuzu doğduğundan beride müzik dinletiyorum. Evde birsürü müzik aleti varken heralde oda sever diye düşünüyorum. Şuan için gayet ilgili gözüküyor. Ayrıca müziğin bebeklerin zihinsel ve ruhsal gelişiminede çok faydalı olduğu kanısındayım. Aslında sadece bebeklerin değil herkes için müzik ruhun gıdasıdır. Bol bol müzik dinleyin.

Bu arada canım kızım yeni güneş gözlükleriyle yaza hazır, bide mükünü aldıkmı herşey tamam:)

Annem üniversitesi

Bugün tezoştan gelen bir mail çok hoşuma gitti paylaşmak istedim. Nede olsa artık bende bir anne olduğuma göre böyle şeyleri çalışıp öğrenmem lazım acemiliğimi atmam lazım üstümden. Kendimde bu konuda büyük bir potansiyel görüyorum.

Anneler bize ne ogretti??
Dualarin gücünü: Yat, kalk dua et ki baban müzik setinin bozuldugunu farketmedi.. 🙂


Mantikli düsünmeyi: Ben öyle diyorsam öyledir!
Ileri görüslülügü: Çikmadan önce temiz bir çamasir giy. Yolda Allah korusun basina bir sey gelir, kirli çamasirla etrafa rezil olursun. -:(
Trajikomikligi: Sen daha gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürecem.
Çeliskileri: Kapa çeneni çorbani iç!! Bu çok güzell :))
Dayanikliligi: O ispanak bitene kadar sofradan kalmak YOK
Meteorolojiyi: Su daginikliga bak.. Yabanci biri görse, odadan kasirga geçmis sanir.
Abartmayi: Sana 500 bin defa söyledim, kirli ayakkabilarinla içeri girme diye..
Korkmayi: Dinleme bakalim anne sözü dinleme! Kafana meteor düsecek kenara çekil diye bagirsam, onu bile dinlemezsin di mi?
Kiskanmayi: Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bir aileye sahip olmayan, kaç milyon çocuk var biliyormusun?
Sabirli olmayi: Baban eve gelsin sen görürüsün..
Diyalog kurmayi: Sana bir sey sordugumda cevap ver!
Ne söyleyeyim anne?
Sus!! Bana cevap verme!!
Tip bilgilerini: Gözlerini sasi yaparken bir gün öyle kalivereceksinn
Olgunlugu: Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin
Genetigi: Bütün kötü huylarin babadan geçtiğini
Bilgeligi: Benim yasima gel de anlarsin o zaman..
Ve, adaleti: Birgün senin de çocuklarin olacak. Insallah onlar da sana simdi bana yaptiklarini yaparlar..

Kızım buçuk yaşındaa

Koskoca 6 ayı devirdik. Ha doğdu ha doğacak derken 6 ay geçti bile. Üzerimde garip bir karmaşık duygu sinsilesi var. Sevinsemmi, zamanı yakalayamadığıma, kızımın çabucak büyüyeceğine hüzünlensemmi karar veremiyorum. Miracımla beraber bizim için zaman somutlaştı aslında.
Onun büyümesi bizim için en büyük zaman kanıtı. Bu annelik beni iyice ağlak bir duruma getirdi, her şeye duygulanır duruma geldim. Kızım çok çabuk büyüyecek bunu kabullenmem gerek. Neyse daha dramatik hale getirmeyelim olayı. Kızımın yarım yaşını ananeler babanelerle ufak bir pasta kesmeyle kutladık. İnşalla 6000 aylarınında mumlarını hepberaber üfleriz. (6000 biraz saçma oldu galiba bakiyim 6000/12 ay=500 yaş evet saçma olmuş olsun).


6 ayımızın son haftasını ailecek mefta şekilde geçirdik. Bir hain mikrop bütün evimizi sararak hepimizi sırayla grip yaptı. Minik bebişimde bundan nasibini aldı ve ilk gribini oldu. Ateş öksürük uykusuz geceler son 1 haftamızın içine etti. Kızım ne güzel kendi kendine uyuyo, ek besinlere geçtik, her şeyden yiyecek derken hain grip kızımı tamamen resetledi, şuan bebişkom hiçbir şeyi ağzına almıyo. Minicik burnundaki mümükler ve öksürük yüzünden uyuyamıyo. İnşallah çabuk atlatırız demekten başka bişey yapamıyoruz.

üstteki resimdeki 7 farkı bulun. Bulamazsınız bence hiç bir fark yok. Çünkü bebişkomla babası ikiz gibiler ya hayret bir olay yanii


Bu arada 6 ayımıza damga vuran başka bir olayımızda 2 pirinç tanesi. Evvett bebişkomu artık dişsiz diye sevemiyorum. Altta 2 tane dişi çıktı. Diş buğdayını bile yedik. Dişlerin fotosunu çekeyim hemen koyucam.

Kitap okuyoruz


Ben Miraya hamileyken bile kitap okuyordum aslında. Doğduğundan beri kitaplardaki, dergilerdeki resimleri gösteriyorum. Çokta ilgili bir şekilde bakıyor, okuduklarımı dinliyor. Ona renkler diye bez kitaplardan almıştım. Önceden ben gösterirdim, artık kendisi kitabın sayfalarını çeviriyor sonrada ağzına götürüyo tabi. Benim minik kızım şuan her şeyin önce tadına baktığı için kitaplarında tadına bakmayı ihmal etmiyor. Geçen günde ona
“Mutlu Bebek” diye bir kitap aldım. İçinde kocaman gülen, heyecanlı, somurtan bebek fotoğrafları falan var. Önündede bebek aynı duyguları ayna karşısında versin diye ayna koymuşlar. Çok hoş bir kitap. Kitapta neden sonuç ilişkileride çok güzel verilmiş. Bebek neden mutsuz, çünkü ayıcığını istiyor gibi sorularla oyunlar oynayabiliyorsunuz. Aslında bu tür kitapları kendimizde yapabiliriz. İstediğimiz figürleri internetten bulup renkli kartonlar üzerine yapıştırıp onları bebişe gösterebiliriz, çok para harcamaya gerek yok yani. Birde “Ninemin Masalları” diye bir kitap aldık. İçinde çok güzel kocaman resimleri olan masallar var. Bebeklerin ilgisini resimler çektiği için renkli büyük resimli kitaplar çok daha güzel.

Kitap okumaya başlamak için beklemek gereken bir yaş olduğunu düşünmüyorum. Bebeklere ne kadar okunursa kelime ve dil becerileri okadar gelişiyormuş. Okurken farklı tonlar duydukları için sosyal ve duygusal gelişimlerine ve düşünme becerilerine de katkıda bulunuyor. En önemliside beraber güzel vakit geçiriyorsunuz ve kitap okuma alışkanlığını edindiriyorsunuz.

Sağlıklı pişirme yöntemleri

Artık yafrıcağımda ek gıdalara yavaştan geçmeye başlıyacak. Dün patates ve havuçlu sebze çorbasının tadına baktı. Tabi önceden anne sütü emerken içim rahattı. Gayet steril bir bebek besini. Pişirme, yıkama, içinde ne var derdi yok.

Ama şimdi herşeyden yemeye başlayınca gıda güvenliği olayını araştırmaya başladım. Sonra internetten Bursa Sağlık Müdürlüğü’nün hazırladığı “Sağlıklı Pişirme Yöntemleri” broşürüne rastladım. Bu broşürü incelediğimde pekte sağlıklı pişirme yöntemleri kullanmadığımı anladım. Ama işin içinde bebiş olunca bundan sonra çok dikkatli olmam gerekiyor. Çok faydalı bir broşür sizde inceleyin.


Her hafta bir foto


Blogumda her hafta bir fotoğraf bölümünü açmış bulunuyorum hepimize hayırlı olsun. Burada çektiğim fotoları paylaşmaya çalışıcam. Bu fotoda Dalyanda çekilmişti.Bu haftanın konusu tatil olsun dedim. Hepimizin tatile özlemini biliyorum. Hadi havalar ısınsın yaz gelsin cumburlop denize atlayalım. Fethiye tatili burnumda tütüyo. Bu sene Miracımla nasıl bir tatil yapıcaz bilmiyorum. Gerçi ben 7 aylık karnım burnumdayken 11 saat yol yapıp Kaş-Olimpos yapmış bir insanım. Kimse beni tatilden alıkoyamaz, yaşasın deniiiizzz.

Ankara Uluslarası film festivali


Aslında bunu haber vermek için biraz geç kaldım. 11-21 mart tarihleri arasında düzenlenen çok güzel bir sinema festivali. Bizde Miradan fırsat bulurmuyuz bilmiyorum ama umarım ucundan yakalarız. 30 ülkedeb 200 ü aşkın film var. Siz kaçırmayın.
İşte festival programı:
file://http://www.filmfestankara.org.tr/uploads/izlence.pdf
Festival web adresi:
http://www.filmfestankara.org.tr/tr


Festivalle ilgili bilgiler

Ustaların son filmleri

‘Usta İşi’ bölümünde Takeshi Kitano’nun Akiresu to kame (Aşil ve Kaplumbağa, 2008), Michael Haneke’nin son filmi Das weisse Band (Beyaz Kurdele, 2009), Costa Gavras’ın son filmi Eden à l’Ouest (Cennet Batıda, 2009), Peter Greenaway’in Rembrandt’s J’accuse (Rembrandt: İtham Ediyorum, 2008), Robert Guédiguian’ın “Hitler’in öldürttüğü Adıyamanlı” olarak bilinen şair Missak Manuşyan’ın işgal altındaki Fransa’da Nazilere karşı direnişini anlattığı son filmi L’armée du crime (Suç Ordusu, 2009) ve Theodoros Angelopoulos’un son filmi I skoni tou hronou (Zamanın Tozu, 2008) gösterilecek.

Geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Fransız Yeni Dalgası’nın efsane ismi Eric Rohmer, 100 yıl önce doğan Akira Kurosawa ve 110 yıl önce doğan Luis Buñuel, program kapsamında gösterilecek olan ikişer filmleriyle anılacaklar.

Dünyanın her köşesinden kısa ve uzunlar

‘Dünyanın Her Köşesinden’ bölümünde Meksika’dan, Avustralya’ya, Gürcistan’dan Finlandiya’ya dünyadaki en önemli film festivallerinde gösterilen ya da keşfedilmeyi bekleyen ilginç filmler var. ‘Bir Ülke: Brezilya’ bölümünde ise Brezilya sinemasının son 10 yılının önemli örnekleri seyirciyle buluşacak. ‘Afgan Rüyası’ bölümünde de Afganistan’daki güncel gelişmelere değinen üç film yer alıyor.

Tüm dünyadan kısa filmler, festivalin gelenekselleşen ‘Kısa Sınır Tanımaz’ bölümü altında gösterilecek. Ayrıca dünyanın en önemli kısa film festivallerinden biri kabul edilen Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali’nin Ankara Film Festivali için hazırladığı bir seçki de seyirciyle buluşacak.

‘İktidar ve İsyan’ bölümünde de dünya çapında adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı isyanın gerekliliğini vurgulayan 13 film gösterilecek.

Canlandırma filmler

Canlandırma sanatçıları Meral ve Cemal Erez’in İpler, Haset-Kayıp Masallar, Bakanı Kutlarken adlı kısa filmleri ve Sezen Aksu’nun Goran Bregoviç uyarlaması Kalaşnikof şarkısı için hazırladıkları klip, festivalin Ankaralı seyircilerle buluşturacağı ilginç çalışmalardan.

Çin’den İran’a, Macaristan’dan Rusya’ya farklı teknikler ile farklı hikayeler anlatan 11 kısa canlandırma, ‘Başka Bir Evren’ bölümünde gösterilecek.

Geceyarısı gösterimleri

Korku-gerilim sinemasından üç kısa film ve bir uzun metrajlı film, ‘Geceyarısı Sineması’ başlığıyla programa alınmış. Festivalin ‘Beyaz Gece’ ve ‘En Kısa Gece’ adlarıyla gelenekselleşen gece yarısı gösterimleri de bu yıl Batı Sineması’nda Ankaralı sinemaseverlerle buluşacak.

Video’dan kurgu ve sese atölye çalışmaları

Video sanatına ayrılan ‘Video: BellekMekan’ başlıklı gösterim kapsamında Harun Farocki, Antoni Muntadas, Genco Gülan ve Hakan Akçura’nın çalışmaları sergilenecek. Ege Berensel ve Andreas Treske’nin küratörlüğünde Harun Farocki, Genco Gülan ve Hakan Akçura video atölyeleri yapacak.

Atölye çalışmaları bununla sınırlı değil. Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan, 2004) filminde Michel Gondry ve Charlie Kaufman ile birlikte en iyi senaryo Oscar’ı alan Pierre Bismuth, yeniden kurguladığı Hollywood filmlerini ve bazı video işlerini götüreceği bir atölye oluşturacak. Ufuk Önen ve Gerard Labady de sinemada ses ve müzik kullanımı üzerine birer atölye gerçekleştirecekler. Hakan Aytekin, Dominic Morisette ve Sandy Lieberson da birer atölye sunacak. Alman Kültür Merkezi ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek olan atölyeler ücretsiz. Ancak katılım için önceden festival görevlilerine başvurmak gerekiyor.

Festivalde yarışacak filmler

Festivalin Ulusal Uzun Film Yarışması bölümünde 11 film yarışacak, 16 dalda ödüller verilecek. Yarışma için belirlenen filmler alfabetik sırayla şöyle: Pelin Esmer’in yönettiği 11’e 10 kala, Cemal Şan’ın yönettiği Acı, İlksen Başarır’ın yönettiği Başka Dilde Aşk, Atıl İnaç’ın yönettiği Büyük Oyun, Mahir Egemen Ertürk’ün yönettiği Çıngıraklı Top, Murat Saraçoğlu’nun yönettiği Deli Deli Olma, Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın yönettiği İki Dil Bir Bavul, Özlem Akovalıgil’in yönettiği Kako Si?, Mehmet Bahadır Er ve Maryna Gorbach’nın yönettikleri Kara Köpekler Havlarken, Aslı Özge’nin yönettiği Köprüdekiler, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun yönettikleri Orada. Yarışmanın jürisi Ertan Yılmaz, Mahir Günşiray, Tayfun Pirselimoğlu, Fırat Yücel ve Hasan Ali Toptaş’dan oluşuyor.

Ulusal Kısa Film Yarışması ise üç ayrı kategoride gerçekleştirilecek. Yarışmada kapsamında 10 kurmaca, 10 canlandırma ve 8 deneysel olmak üzere toplam 28 film yarışacak, her üç kategoride birer film ödüllendirilecek.

Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda, 9 profesyonel, 8 amatör olmak üzere toplam 17 belgesel film yarışacak, her iki kategoride en iyi üç belgesel seçilecek.