Çok güzeller yaa

Ofiste planlardan kafayı yeme üzereyken mola verdiğim bi anda internette bunları buldum. Çok şekerler yaa, harikalar hatta. Tek sorunu hepsi yurt dışı sitelerinde satılıyo:

Doğuştan rockçı kızıma bunlardan bitane yaptırmam lazım. Kız nası rockçı olmasın, annesinin karnındayken bol bol metalica , apocalyptica vs gruplar dinlemiş, 2 kere Hayko Cepkin konserine gitmiş, daha 8 aylıkken zeytinli rock festivalinde kafa sallamış biridir bebişkom.  Continue reading

Kuklalar

Küçüklüğümden beri kuklaların az biras canlı olduğunu düşünürdüm hep.  Evde kendimin kuklası yoktu ama çorabı geçirip oynatırdım, konuştururdum uzun uzun. Ben anaokulundayken meslekler kuklalarımız vardı, onları öğrenirdik ” ben dotorum hastaları iyileştiririimm”. Onları oynatırken sanki canlanıp konuşmaya devam edeceğini düşünürdüm. Ozamandan beri kuklaları çok severim, nerde kukla görsem alırım mutlaka. Bu sıralar biras internette kuzuya bir kukla yapem diye araştırırken şunları gördüm. Bi tanesini yapıcam mutlaka:

Bunlar polardan, kumaştan veya keçeden yapılabilecek el kuklaları:

Continue reading

18.5 ay

Minik kuzucuk okadar hızlı ilerliyorki hızına kimse yetişemiyor. Bende direk balık hafızalı anne olduğum için unutmayım diye hemen yazayım dedim. Kuzu bugün tam 18.5 aylık:

–          Koşuyor, yakalayabilene aşkolsun

–          Konuştuğu kelime sayısı gün Continue reading

Yataktan düşen ayıcık, Uykusuz bir gece, kedi adası (Miranın kitaplığından-4)

Yataktan düşen ayıcık: Yine bi Julia Donaldson harikası. Biz ailecek bayılıyoruz bu teyzeye. Bu kitap değnek adamı flan solladı. Şuan kuzunun en favoori kitabı. Hangi kitabı okuyalım dediğimde ” aayıı duuu” diyo. “Duu” miranın düşme, vurma, canının acıdığın da verdiği efekt.  Kitap sayı sayma üzerine aslında ama çok fazla malzeme bulabiliyorsunuz, her sayfada tek cümle var ama sayfalar üzerinde uzun uzun konuşabilirsiniz. Çizimler çok detaylı.   Continue reading

Miradan anneye içsel monologlar



– Her seferinde araba koltuğuna koyarken kuzunun kafasını tavana çarpan anneye Mira artık gıkını bile çıkarmadan “öff salak bile demicem sana anne yaa” dermişçesine bakar.
– Yemek yedirmeyi beceremeyen anne kuzunun önüne, eline, önündeki kitaba mutlaka damlatır, çok titiz olan Kuzu da “siill çabuukk” diye ağlamaya başlar.
– Evdeki ve ofisteki işlerden bunalan anne evde sürekli yaramazlık yapan Kuzuya bi anda kızar, Kuzu “Ulan niye kızdı bu şimdi” dercesine bakıp kalır. Continue reading

Ev yapımı oyuncaklar- buzdolabı oyuncağuu

 

Evet efeem ev yapımı oyuncaklar pirogramımısa bugünde hoşgeldinizz… Bu gün size atsan atılmaz satsan satılmaz, sadece evde yemek olmadığı zamanlarda kullandığımız nadide buzdolabı mıknatısı reklamlarımısdan, melek yafrılarımısa nası oyuncak yapıcess onu anlatayım. Continue reading

İlk bisikletim

Bisiklet hiç bir zaman balkon süsü olmadı benim için, hayatımın bir çok döneminde bana arkadaş oldu. Çocukluğum ve gençliğim bisiklet üzerinde geçti. İlk bisikletimi 4-5 yaşlarımda amcam Almanyadan getirmişti. Sarı renkli 3 tekerlekli bir bisikletti. Ama o dönemler o model bisiklet yoktu türkiyede, baya havam vardı yani. Pınarbaşı mahallesinde baya dik bi yokuş vardı ordan salardık kendimiz aşağı. Tabi bazen bisklet üstte ben altta paldır küldür indiğim zamanlarda vardı.

Continue reading

Ev yapımı oyuncaklar- fimo hamuru

 

Artık kuzuya montesori oyuncaklarından başka bir oyuncak almamaya karar verdim. Artık oyuncakları kendim yapıcam.Tabi bunda Anne-Çocuk Ev Okulu Kitabını  almamında bi etkisi vardır yada bu kararı verdiğim için de bu kitabı almış olabilirim neyse işte. Am bundan sonra sık sık ev yapımı oyuncaklar paylaşıcam burda.
Çok öncelerden beri şu fimo hamurunu bi türlü mıncıklayamamıştım. Halbuki tüm çocukluğum ve gençliğimde diyebiliriz oyun hamuruyla bişeyler yaparak geçmiştir. Ama kısmet düneymiş. (düneymiş nedemek yaa).

Continue reading

Mevsimin son kardan adamı

 

Geçen haftaki kar çılgınlığı Allahtan çok iz bırakmadı. Havaların ısınmasıyla yavaştan eriyor. Yoksa Ankarada bi kar yağdımı bir ay buzunu çekersiniz, bi türlü erimez sürekli biyerinizi kırma riskiyle yaşarsınız. Öğrenci evindeyken camda oturup düşenleri sayardık, hatta gülerdik flan (baya piskopatça biliyorum ama insan kendini tutamıyo). Buz kalkmadığında en çok şeyi seviyorum: yaşlı amcalar ve teyzeler kaymamak için ayakkabılarını üzerine çorap giyerler.  Continue reading