Miranın müzikleri, bebek müzikleri

Müzik kocişinde benimde hayatımızda vazgeçilmez bir tutku, hayatı tamamlayan bişey bence. Ben hayatımın hiç bir dönemini müziksiz düşünemiyorum. Kuzucuğunda hayatında hep müzik olsun diye hamileliğimin ilk gününden itibaren onu müziksiz bırakmadım, konserlere gittim, müzik olmadığında kendim söyledim. Onu saçma sapan popçulardan  uzak tutmak için elimisden geleni yapıyoruz. Evde bu kadar müzikle aleti varken umarım oda hayatının bir parçası haline getirir müziği. Gerçi şimdiden bizimle çalıyor söylüyor. Babasının davullarına paldır küldür vuruyor. Müzik setini kendi açıp oynayıp oynayıp söyleyip kapatıyor. Şimdiye kadar ona çok dinlettiğim albümleri paylaşıcam:

Lovely Sleepy Baby (Raimond Lap): Genelde birine misafirliğe gidince uyku müziği olarak dinliyoruz. Gerçekten uyku getiriyor. Continue reading

Uludağ

Aslında bigünde Bursayı yazıcam detaylı nerelere gidilir, neler yenir napılır. Bozkırın ortasında yaşayan bir Bursa fanatiği olarak memleketimi tanıtmam lasım. Ama şimdilik Uludağ maceralarımısdan bahsedeyim.
Sevgili Uludağımız Türkiye’nin en güzide

kış sporları merkezidir. Kış ayları boyunca yerli ve yabancı turistlerle dolup taşar. Uludağ’ın genelde en yüksek diye bilinen ve Zirve olarak adlandırılan tepesi 2493 metredir. Ancak en yüksek tepesi Kara Tepe’dir ve yüksekliği 2543 metredir Yazın Uludağ’ın yaylası olan Kirazlı Yayla ve Sarı Alan mevkilerinde et mangal lokantaları ve piknik yerlerinde güzel bir gün geçirebilirsiniz. Bu bölgeler doğa yürüyüşleri veya çadır kampı için de uygundur. Bu kadar ansiklopedik bilgiden sonra sadede geleyim.

Efenim Uludaa gideceğimizden yaklaşık 2 hafta öncesinden başlayan yok giderdik, gidemezdik, iki çocukla (poyras paşa ve mira kuzu) çıkardık çıkamazdık, kar varmış yokmuş, aman zincirsiz çıkılmaz diye sonsuza ıraksayan tartışmalarımız Cumartesi günü sabah erken yola koyulmamızla nihayet son buldu. Gerçektende taa oteller mevkiine gelene kadar hiç kar görmedik. Otellere dönünce cort diye heryer karla kaplandı. Babam emekli olmadan yıllardır gelmediğimiz PTT kampımısa sonunda gelmiştik. Herşey çok güzel gidiyodu taa kii o garip tip gelene kadarrrr… Cümle beni buraya getirdi tabikki ” taa ki” diye bişey olmadı. Konuyu dağıttım yine.

Herşey çok güzel gitti. Hava, ortam, herkes süperdi. Ben yaklaşık 1,5 saat kadar kayarak diğer kayakçılara gerilimli saatler yaşşattım tabi. Ama neyseki kimseye ve kendime fazla bir zarar vermedim. Bide piste alırlarmı beni bilmem. EE tabi yıllardır kaymıyorum unutmuşum. 1 hafta boyunca gitmeyelim Bursada gezelim diyen kocişko Cumartesi günü 4 saatten fazla kayarak kendi perte çıkardı ve kuzuyla erkenden uyudu. Kocişin uyuması fırsat bilen Zelçukta gitti Poyrasla uyudu. Bisde damatlardan ve bebişlerden önceki çekirdek ailemis olarak bol bol sohbet ettik öslem giderdik.
Kusucumda dağı çok sevdi karlarda boğuştuk bol bol. Küçük bi kızak bulduk kaydık kızımla. Kızım Paşamısıda çok öslemiş, bir sevgiler, bir öpücükler, sarılmalar flan çocuğu eskitti resmen. Paşacıkta 5 ayı geçti artık oda kuzuyu tanıyo. 1 gecemisi dağda geçirdikten sonra bozkır yollarını tuttuk yine. 2 bebişle kazasız belasız süper bir tatil oldu hepimize…

Barış Manço

 
Ne zamandır bloğu ihmal ediyorum farkındayım. Aslında bir sürü şey var yazmak istediğim ama bir türlü fırsatım olmuyo. Yine Bursadayız, kaçtık geldik. Bursaya kaçmak çok iyi geliyo, havada süper. Bursa maceralarımızı bir ara detaylı bir şekilde yazarım.
 
Şimdi biraz rahmetli Barış Manço hakkında yazmak istiyorum. Ben Barış abi şarkılarıyla ve 7 den 77 ye programıyla büyüdüm. Onun şarkılarını çok dinledik,  dünyayı gezdik, hiç görmediğimiz yerleri gördük sayesinde, ondan çok şey öğrendik. Aramızdan çok erken ayrıldı. Hayatımıza iz bırakan bol yüzüklü, uzun saçlı ve süper bıyıkları olan

bu adamı bende kuzuma tanıtıyorum şimdi. Şarkılarını dinletiyorum bol bol. Nerede “oku bakıyım” duysa AAYYII diye bağırıyo. Arkadaşım eşeğe bayılıyo. 

 
Bende size hatırlatmak için bazı şarkılarını yükledim. Hepsini dinleyin gününüz çok daha iyi geçecektir eminim. Ha bide Barış Manço Moda 81300 İstanbul demek istiyorum:)
bugün bayram


anlıyorsun değilmi

arkadaşım eşek

ayı

Miranın kitabı, fotokitap

Kuzucuk kitaplara bayılıyor, evdeki kitapları ezberledik bile. Yeni kitaplar arayışındayız. Tam böyle düşünürken Miraya kendi kitabını yapmaya karar verdim. İçinde duygular, yapmayı sevdiği şeyler, görmeyi sevdiği kişiler ve tabiki hayvanlar olacaktı. Tabi bu kitap sadece Miranın fotolarında oluşacaktı. İnternette araştırma yaptım. Bir sitede
buldum, online düzenleme yapıp spariş veriyosunuz. Ve direkt baskı halinde kitabı yolluyorlar. Valla beklediğimden çok daha güzel birşey geldi. Hem Miraya kitap oldu, hemde bize hatıra…Sevdikleriniz içinde çok güzel bir yılbaşı hediyesi olabilir.

Mygym mi Gymboree mi?

Evet kış geldi. Artık eskisi gibi dışarı çıkamıyoruz. Kendi gibi tipleri görmeye hasret bebemize oyun grubu arayışlarına başladık. Kuzucuk resmen orda burda çocuk görünce üstüne atlıyor. Arkadaşlar arasındada tek bebekli biz olduğumuz için bebişkomun arkadaşları genelde kediler köpekler ve kuşlar. İlk yaş gününde yaş ortalaması 30 du siz düşünün artık. 2 ay önce flan markette 4-5 yaşlarında bir erkek çocuğu gördü “bebbee “ diye büyük bir hevesle

çığlık attı. Ama bu çocuğun çok gücüne gitti sanırım “ ben bebek değilim tamammı” diye kuzuyu tersledi. Çocukçağız bütün market alışverişi boyunca babasına ben bebek değilim demi baba diye gezdi. Kuzucuğum ilk erkek hezeyanını işte burda gerçekleştirdi. Darısı diğerlerine derrmişiimm.

Neyse konuyu pek dağıtmadan Ankarada oyun grupları arayışımıza başladık. Babiş böle şeyleri çok sallamaz ben kendim tek başıma başladım aslında. İstanbulda çok güzel oyun grupları var. Hatta anneler kendiler net üzerinde anlaşıp birbirlerinde toplanıyorlar. Ankarada da var galiba ama ben çalışırken onu beceremedim. Bu yüzden Gymboree ye baktım önce, deneme dersine gittik.
Gymboree: GOP tarafında olduğu için yeri biraz bize ters geldi. Aslında rahat bir yerde ama trafik baya problem o tarafta. Derste çok eğlendik. Kuzucuk bebkleri görünce delirdi. Tırmandı kaydı hopladı zıpladı. Daha sonra oyuncaklar ve oyunlara geçildi. Oyuncakların %70 i bizde olduğu için çok dikkatini çekmedi. Ama baloncuk aletine ve balonları güzeldi. Patlamıyor anacım. Ortam hocalar gayet güzel ferah. Ama fiyat olarak Mygym den yüksek. Ama Mygyme göre biraz daha vizyonlular. Oyunlarında bebekler daha çok eğleniyor bence.
Mygym: Gymboreeden sonra deneme dersine gittik. Yeri bizim için çok uygun. Babanemize çok yakın, ulaşımı daha kolay bize göre. Gymboree ye göre daha ferah, daha geniş oyun alanı, hocalar gayet iyi. Yanında Kasaba ve top havuzu diye ayrı ayrı oyun yerleri var. Ulaşımdan ve fiyatın ascık daha ucus olmasından kaynaklı mygyme e kayıt olduk. Oyun saatleri Pazar 11-12 olduğu için tam uyku saatine denk geliyor. Ama yinede dersten memnunuz( biz kuzudan çok daha fazla yorulsakta yinede memnunuz:). 10 tane flan Mira gibi bebiş var. Üyeliğimize yanındaki kasabada dahil. Haftada 2 kere ders ve kasabaya girebiliyoruz. Derslere pek bir eleştirim yok ama kasaba tarafı bazen çok rahatsız edici olabiliyor. Çok yüksek sesli müzik çalıyorlar. Çocuk şarkıları çalınacağına siz bebeğinizi saçma müziklerden uzak tutmaya çalışırken Serdar Ortaçlar flan çalınabiliyor. Hatta bi ara disko gibi oldu sis verdiler baya bi kişi kaçtık. Çocuklar ağlamaya başladı.
Göndermek isteyenler mutlaka kendileri gitsinler denesinler. Biz Mygymdeyiz. İkisininde pek bir farkı yok. Bu tarz şeyler birazda hap yap para kap olayları. İçine girince daha iyi anlıyo insan. Hani siz bebişinize en iyisi olsun diye uğraşırken insanların size TL mişsiniz gibi bakması hoş bi durum değil ama yinede kuzu için iyi bir kış dönemi aktivitesi, gelişimi için iyi olduğunu düşünüyorum.

İlk adımlar

Sonunda yürüyoruz yihhuuuuu.  Son 10 gündür benim kuzucum artık bütün evi kendi kendine dolaşıyor. Hatta dolaşmakla kalmıyor ordan oraya sürekli bişeyler taşıyor. Artık yerlerde emeklemeye son. Gerçi son bir aydır yürüyodu aslında ama bize arkadan tutturuyordu ille. Bel selametimiz pek kalmamıştı diyebilirim.
Kuzucuk ilk adımlarını Singapurda bir Hint Tapınağında atmıştı. İnek tanrısı

sağolsun kızımı yürütüvermişti. Ama sonradan azı dişlerinin azıtması ve yüksek ateşler emeklemeye geri dönüş yaptırdı. Yürüme konusunda yürüyen bebek görmenin çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Zira ölyle oldu. Kendi boyutlarında birilerini görmeye hasret bebişkom yürüyen bebelere bakıp “ben niye yürümüyom ya” diyip peşlerinden koşturmak suretiyle tamamen yürümeye başladı. Tabi biz o boylarda birinin yürümesine alışık olmadığımız için kuzuyu her gördüğümüzde bu ne leen diyip gülmekten yarılıyoruz. Özellikle baba kız yanyana süper oluyolar.

Miracım şimdilik ascık sarhoş balık gibi yürüsede adımları sağlam. Bunda yürüteçless ortam etkiside çok büyük bence. (bu kelimesyi en baba blogdan aldım çok hoşuma gitti ya). Yürüteçler çok ülkede yasaklanmis, ama bizde hala bazı doktorlar öneriyor ilginçtir. Aşağıda miranın ilk adımları vaarrr:
Bisimki yürümeyede başlayınca iyice değişmeye başladı artık. Bi tripler, taklitler, mimikler tam bir şeberik. Hiçbir şey gözünden kaçmıyor. Arada alla alla diyip posta flan koyuyo. Her gün geçtiğinde “off yandık biz “ cümlesini daha sık kullanıyoruz galiba.

Mira sözlüğü

Uzun bir bayram tatilinden sonra kuzucukla ayrılmak gerçekten zor oldu. İlk defa Ankarada ve yalnız olmakta değişik bir deneyim yaşattı bize. Ama Poyraz paşamızın gelmesi tatilimizi şenlendirdi. kendileri 3 aylık oldu bile zaman çok çabuk geçiyor. Minik kızımda bütün bayram boyunca onu yer yer gıdıklamak, mıncıklamak, gözü yerindemi kontrol etmek
ve her daim peşinden gitmek görevlerini üstlenerek kendi çapında baya eğlendi.

Minik kızım yürüme konusunda biraz tembel olsada konuşma konusunda bir dişiye yakışan performansı gösteriyor. Söyleyebildiği şeyleri bide sizinle paylaşayım istedim. İşte mira sözlüğü:

del del: gel
alya ala: allah allah
ditti ditti: gitti
anne, baba, dede, mama, meme klasikleri
aydedde
nöö: ineek sesi
mını mını: kedi
höv höv: köpek sesi
ayiii: eşek sesi
aaayıı: ayı
ü-ü-ü: horoz sesi
teyde: teyze
nu nu: maymun
dili dili: balon (nası bir bağlantı kurduysa artk)
du: su
bebbe: bebek
toduk: çocuk
dinga dinga: rengarenk şarkısı
haya: hayır
abiyiin: bunu ne olduğu konusunda fikrimiz yok
dıdı dıdı dıdı: gıdı gıdı
bababa bababa: ali babanın çiftliği şarkısı ve yukardaki hayvan sesleriyle beraber

Kuzuyla Singapur

 

Miradan önce gittiğimiz yerleri pek anlatamadan, mirayla beraber gittiğimiz yerleri anlatayım bari dedim. Evet sizi delimi kovaladı 1 yaşındaki bebekle taaa Singapurlara gittiniz diyebilirsiniz. Ama bir gaz bütün “yok olmaz yollamam valla, mirayı bırakın siz gidin” ısrarlarına göğüs gererek kendimizi Singapur Airlines uçağında
 

buluverdik. Tabi uçakta kocacıkta bende “naaptık ulan biz” diye içimizden geçirmiyo değildik ama birbirimize söylemiyorduk. Hele ben 5 saatten fazla uçamam diyen ben nası bir gazla bu kararı almıştım hiç bilmiyorum.

Neden Singapur dünyada başka yermi kalmadı sorusunun cevabı kocacığın görevi ve bizimde her zamanki gibi peşine takılmamızdı. Biz gezmeyi çok sevdiğimiz için Miranında bize ayak uydurmasını istiyorduk, onu bırakmaya niyetimiz yoktu. O yabancı turist bebeleri Caponyalardan bile buralara geliyordu, bisim bebemizin neyi eksikti, bu şekilde birbirimizi gaza getirerek gözümüzü kararttık.

İsmi lazım değil gıcık banka avans mil uygulamasını kaldırdığı için THY ile gidemedik. Singapur hava yolları ile gitmek zorunda kaldık. Hem 3 saat fazla uçtuk hemde gündüz gittik. Ama Singapur hava yollarındanda çok memnun kaldık. Yöresel kıyafet giyen hostesler çok saygılı, ilgili ve okadar uçtuk yüzleri sürekli gülüyordu. Gördüğüm en iyi hosteslerdi. Kuzucuk az cinnet az uyku az oyun derken yolculuğu atlattık. Yandaki avusturalyada oturan Arnavut kadının kızmı erkekmi anlayamadığımız ama neden sormakta çekindiğimiz 2.5 yaşındaki çocuğuyla baya bir anlaştılar. Ama kadın içler acısıydı, tek başına yolculuk yapıyordu ve çocuk bütün yol boyunca uyumayarak kadını talan etti.

kuzunun kankalardan bazıları:

Ve singapurdayız. Yol boyunca çok fazla uyumadığımız için baya bir yorgunduk. 6 saat farkıda kafa karışıklığı yaratmıştı. Baya bi Türkiye saatine göre yaşamaya kastım ama pek olmadı tabi. Havaalanından otele taksiyle gittik. Burada taksiler devlet elinde olduğu için çok ucuzmuş. Gerçektende öyle. Hava alanından dışarı çıktığınızda saunaya girmiş gibi bir hava sizi bekliyor, antalyadan beter. Ama her yer aşırı klimalı. Açık havayı bile soğutuyo birçok yer. Dışarda terle içerde üşü tam hasta olmalık. Kuzuyu giydir çıkar helak ettik.
Şehir içine ilerlerken sanki botanik bahçesine girmiş gibisiniz. Aşırı yeşil biryer. Tropikal enteresan ağaçlar çiçekler harika. Koskoca gökdelenler yeşil içine gizlenmiş gibi. Sokaklar çiçek kokuyor. Otelimiz Fort Canning lodge hem fiyatı hem yeri hemde odaları açısından çok güzeldi bence. Önünde Fort Canning Lodge parkı var. En ünlü caddesi olan Orchard roada çok yakın. Orchard road alışverişin dibine vurabileceğiniz bir yer. Her yer alışveriş merkezi, hepsini gezmek ay sürer. Tabi kuzudan ötürü çok az gezebildik. Çok az alışveriş yapabildim. Sadece bayanlar değil erkeklerde çıldırır. Elektronik mağazalarıda acayip. Türkiyeden uygun fiyatlara elektronik almanız mümkün. Nitekim biz bir lens ve ufacık el kamerası aldık. Kocacığın okadar elektronik mağazası gezme hayali kurduktan sonra çin mahallesinde ilk girdiği mağazadan bütün alışverişi yapmasıda enteresan oldu tabi. Ama satıcılar bu konuda çok usta elini verip kolunu kaptırabiliyosun. Sen tamam alıyorum demenle parayı karttan çekmeleri bir oluyor.
Singapur hayvanat bahçesi manyak biryer, dünyanın en büyük hayvanat bahçelerinden biriymiş. Maymunlar, papağanlar garip garip hayvanlar bir çok hayvan ortada. Mira çıldırdı, hangisine bakacağını şaşırdı. Tehlikeli olmayan bütün hayvanlar dokunulabiliyordu. Biz bile çıldırdık.

Singapur pek ortak kültürü olmayan ama içinde malay, hint ve çin kültürü ayrı besleyen sonradan kurulmuşbir İngiliz sömüreliğinden çıkmış bir yer. Aynı olarak Londranın ufağı gibi. Ortak dilleri ingilizce. Zenginlik paçalarından akıyo. Kadıköy kadar yer ülke olmuş orayı babamda yönetir. Avrupa gibi görünüyo ama doğu kültürü hakim tabiki. Doğunun insanları gerçekten çok sıcak. Bisim kuzuda çekik gözlüleri çok sevdi. Singapur çok rahat ve güvenilir biryer. Cezai yaptırımları çok olduğu için suç oranıda düşük. Anlatılcak çok şey var tabi ama kısaca özetlemek gerekirse Singapur Asia’s biggest playground. Adamlar her karelerini turistik açıdan değerlendirmişler, hayvanat bahçesi, kuş parkı, Sentosa oyun adası, alışveriş caddeleri… her metrekare aksiyon, mimari süper, 14 saat gözüm yer giderim ulen derseniz kaçırmayın mutlaka görün derim. Kuzucuk hiç bir şey hatırlamayacak ama biz iyki gitmişiz ve kuzuyuda götürmüşüz.

Sentosa adası Disneyland gibi biryer, hem çocuklara hem büyüklere aktivite çok. Ben daha çok şey bekliyordum ama çok beğenmedim. Akvaryum fena değildi ama londradaki akvaryum çok çok daha güzel. Sentosa adasında yunus ve fok şovu ve teleferik iyki yaptık dedirtti bize.


Bu arada bizim bebek arabası olayı pek sevmeyen tiplerden. Araba yanımızda belki biner ümidiyle taşıdığımız birşey. E artık ağırlaştıkça kucakta zor oluyor. Bende gitmeden biraz araştırdım. Sırtta taşıma ürünü arıyodum hep. Sonra Ergo Baby yi farkettim. Biraz pahalı aslında ama Singapurda verdiğmiz paraya değdi. 4 yaşına kadar kullanılabiliyor. Sırt, yan ve önde taşınabilyor. Bizimkisi sırta bayıldı. Ee çok eskilerden beridir köy yerlerindeki tezeler işlerini biliolar tabe.