Babadan kızına (1 yaş mektubu)

Canım kızım,

Zamanı durdurmak kolay değil. Öyle çabuk büyüyorsun ki. 3 gündü, 40 oldu, 6 ay derken şimdi 1 sene… Cam gibi parlak gözlerle bakıyorsun her gün bize. Umut, mutluluk, sevgi var içlerinde. En temizimiz, değerlimiz, canımızsın. Kıyamam bir damla yaş aksın yanaklarından aşağıya. Gözlerin hep baksın isterim coşkuyla. Zaman akıyor her gün daha hızlı daha acımasız.
Hiç bilemiyorum neler bekliyor bizi. Hayallerim var birçok üçümüz için. Belki de sen beğenmeyeceksin veya istemeyeceksin. Ama babacığım diyeceksin… Belki hiç umursamayacaksın. Bende öyle yapmışımdır zamanında belki kim bilir? Hiç birinin önemi yok. Sen sadece büyü kızım bana bu yeter. Nefes alıp verişin yeter bana yaşamak için. Bir de gülümse arada sırada tamamdır.


Değer kattın hayatımıza. Hoş geldin sefalar getirdin. Çok şeyi değiştirdin. Ama hep bir şeyler kattın hiç eksiltmedin, hep çoğalttın. En çok ta sevgimizi çoğalttın. Sen şimdi anlayamadığım bir hızla 1 yaşına girdin. Şimdi bekliyorum elimden tutup beni istediğin yerlere götürmeni. Korkup veya sıkılıp bana sığınmanı. Bıktırana kadar sorular sormanı. İstediğini yaptırtmak için yaygaralar koparmanı… Yakındır pek uzak değil…

Sen benden bir parçasın dünyada yaptığım en önemli en büyük güzelliksin. Masumiyetimsin, varlığımsın, samimiyetimsin, gülümsememsin. İyi ki doğdun iyi ki bizimlesin.

minik aşkıma…(anneden 1 yaş mektubu)

Geçen sene bugün bi uyandım kucağımda minicik bir kız,kömür gibi gözleri bana bakıyor, elimi sım sıkı tutmuş. Meğerse anne olmuşum.

Bebekler anne babalarını kendilerimi seçerler acaba. Bir sürü fotoğraf arasından seçtin belkide bizi. Ben turuncu pantolonumla çıkmışımdır kesin. Saçım fönlüdür ama fön tutmamıştır. Makyajım akmıştır. Baban ciddi çıkmaya çalışmıştır gülmemiştir kesin. Ama altında şortu ve sandaletide vardır mutlaka. O kadar fotoğraf arasında şıp diyemi bizi seçtin, yoksa
eledin eledin bunlar fena değilmi dedin… “Bunlar beni eğlendirir gibi duruyo fotoğrafa bakınca bile eğlendim…”

Minik kuzucum sen geldin ben en çok aşkı öğrendim, her şeyden vazgeçercesine sevmeyi…. Kendinden başkası için yaşamayı, onun mutlu olması için herşeyi göze almayı…Yok ben yapamam derken aslında yaşamımda yaptığım en güzel şeyin sen olduğunu öğrendim. Hayatta ilk defa “Becerebilirmiyim? “ endişesini taşımayı… Bir gözyaşı damlasının içini delip geçmesini… Delicesine mutlu olmayı öğrendim… Her akşam kafamı yastığa koyup şükretmeyi… Canım sıkılınca seni düşünüp gülümsemeyi öğrendim. Cesareti öğrendim…Büyümeyi öğrendim …Annemi anlamayı ve ona teşekkür edebilmeyi … Babana bu sefer baban olduğu için bir daha aşık olduğumu öğrendim. 3 kişinin 2 kişiden daha güzel olduğunu …

Zamanı tutamamanın acımasızlığını öğrendim. O sımsıkı tutan minik ellerin çok çabuk büyüyeceğini…

Canım kızım sen 1 yaşındasın bense otuz. Seninle bir çok şey öğrendim, ama içimdeki deniz hiç durulmadı. Seninle dahada güçlendi. Seninde ömründe hep mutlu, ayaklarının üzerine basan, ne istediğini bilen, gururlu, annen kadar içindeki denizi durulmayan güçlü bir kadın olmanı dilerim.

İçimin gülen yüzü minik kuzucum iyiki bizi seçtin, iyiki seni doğurmuşum, iyiki doğmuşsun seni çok seviyorum.

Erken doğum günü partileri

Babişko tam kızının doğum gününde Londrada olacağı için bizde erken erken doğum günü partisi yapmaya karar verdik. İlkini Bursada ananelerle teyzelerle yaptık, Poyraz paşacıkta vardı tabiki. Kuzucuk biraz huysuzdu pastaya kıl oldu diye düşünüyordukki meğerse muma kıl oluyormuş. O kıllığında tadına bile bakmadı ama biz afiyetle yedik.

İkinci organizasyonumuz Ankarada PTT Ahlatlıbel sosyal tesisinde gerçekleşti. Tabi kızım için doğum günü şuan hiç bir şey ifade etemediğinde bari biz eğlenelim konseptiyle yola çıktık. Parti malzemeleri, balonlar, adını bilmediği üflengeç dediğim zımbırtılar. Şimdiye kadar arkadaşlar arasında kimse böyle malzemelerle doğum günü kutlamadığı için, hepimizin içinde varmış pek bir eğlendik. Miradan çok daha fazla eğlendiğimiz kesin. Kuzucuk bunu istermi ama biz aynı grup her sene Miranın doğum gününü aynı bu şekilde kutlamaya karar verdik:) Bu güzel gün için herkese çok teşekkürler.

Kuzucuğun doğum günü davetiyesi:

Doğum günü partimize gitmeden önce hazırlanırken:


partimiz çok güzel oldu:

Kuzucuğun bir sürü hediyesi oldu


Bizde ufak hediyeler verdik, bir göce önce yaptığımız kitap ayraçlarımız:

Poyraz paşamız geldiiii


9 aydır sabırsızlıkla beklediğimiz Poyraz paşamız sonunda geldi. Aslında yazıları biraz geçten yazıyorum. Poyraz doğalı çok oldu, kendileri 16.08.2010 da ani bir kararla geldiler. Yoksa biz onu 2 hafta sora flan bekliyoduk, biraz fırlama olacağı şimdiden belli. Paşamız gelerekten beni teyze, kızımıda ufaktan abla yaptı. Annelikten sonra birde teyze ünvanını aldım.
Kardeşinizin bebeklik dönemini hatırlarken, bebek doğurması çok enteresan bir duygu. Hele teyze olma duygusunu hiç anlatamam, annelik gibi bişiy. Bana teyze değilde anne dese hiç yabancılık çekmem yani. Ayrıca minik paşamız ailedeki bayanlardan bunalanlar için evdeki östrojen yoğunluğunada bi nebze dur demiş oldu. Şimdiden sünnetinde ne giysek diye düşünmeye başladık bile.

Geçen hafta sabırsızlıkla Poyrazımızı görmeye Bursaya gittik. Bir paşa bu kadar minik olurmu, çookk tattlı. Poyraz nekadar uğraşsada Miranın dikkatini çekmeyi çok başaramadı henüz. İleride bol bol çekeceğine eminim. Ama kuzucum kardeşini çok sevdi. Poyraz nası mama yiyo diyince ağzını şaplatıp, Poyraz nerde diyince beşiğine tırmanıyo. Burnunu göstermek içinde baya bi çabaladı. İleride çok iyi arkadaş olacaklarına eminim.

Hoş geldin Poyraz paşamız ailemize mutluluklar getirdin. Seni çok seviyoruz.

Zeytinli rock fest


Kuzucumla ilk tatilimiz için hazırlıklarımızı yaptık. Arkadaşlarımızla beraber Zeytinli Rock Festivali orijinli tatilimize hazırdık. Önce Bursada 1-2 gün kalmak suretiyle sonradanda Zeytinliye geçtik. Orada toplam 9 kişi Miracımla beraber 9,5 olduk. Kaldığımız otel bir facia olsada biz kalabalık olduğumuz için biryere kadar önemsememeye çalıştık. Kuzucumla ilk tatilimiz nasıl olur diye hep düşünürdüm. Ben tatilden hiç umutlu değildim. Hatta kendimi Mira için feda etmeye hazırdım.
Tatil yapıcam dinlenicem diye bir ümidim yoktu. Otel nekadar berbat olsada tam Miraya göreydi. Heryer çocuk, park, deniz, yeşillik alanlar, ağaçlar. Tatilde en çok eğlenen Mira oldu. Denizede bayıldı, denizde bol bol oynadı. O eğlendikçe biz daha çok eğlendik. Tek sıkıntımız emekleyememek oldu. Yerler çok pis olduğu için emekleyemeyen kuzu çıldırdı. Ama bu sorunumuzuda sonradan keşfettiğimiz oyun odasında giderdik çok şükür.



Sonra konserler başladı. Kızım ilk Rock Festivaline 10 aylıkken katıldı. Bir sürü müzisyenle tanıştı. Helldoradoyla sohbet etti. Uykusunda olsada bir sürü konser dinledi. MFÖ yle beraber sabaha kadar deniz kenarında hafif bi meltem esintisinde uyudu.



Yani başlarda biraz sıkıntılı olsada kuzuyla ilk tatil sınavımızı gayet başarlı atlattık. Sivrisineklerden, hastalıklardan, ağıza atılan toprak, taş, kum vs şeylerden ve güneşten bebişkomuzu koruduk. Sanırım anne ve baba olma yolundaki çabalarımız fena gitmiyor. Bizim gibi gitmeyin ısrarlarını dinelmeyip 10 aylık bebekle rock festivaline giden zirzop anne babada yoktur heralde. Rock forever… Foto makinemizin şarjı otelin azizliğine uğrayıp bozulduğundan dolatı fotoğrafta çekemedim çok fazla. Hemen şarj bitti.

Burdan tatilde maddi ve manevi emeği geçen tatil ekibimis Cedda, Çoşkun, İbo, Zeyno, Gizemcik, Metin ve Esrayı da anmadan geçemicem. Canlar seneye nerdeyiz?

Karpuzda böle yenir hanii


Bu sıcaktan pışnadığımız günlerde karpuz bebişkoma biraz olsun iyi geliyo. Ascık havuzumusda bıcı bıcı yapma, ascık meyve yeme en güzel aktivitelerimisden. Özellikle karpuzu elimize alıp mıncık mıncık yemeyede bayılıyoruz.

Mira için yaptıklarım

Mira doğmadan önce ve daha sonrasın onun için bir sürü uydurmasyon bişiler yaptım. Onları derleyip toplayım dedim.

1- Kapı süsü: Mira daha doğmadan yapılmış kapı süsümüz halen kızımın odasının kapısında asılı. İncik cincikçilerden tüm malzemeleri almak mümkün.


2- Bebek şekeri sepeti: Evde kullanılmayan bir sepet kaplanmak ve süslenmek suretiyle yapılmıştır. İçindeki şekerlerde hamile hamile ulusa gidilerek alınmış ve içine konulmuştur.




3- Babanın atletinden ve tişörtünden keserek yapılmış bere: Evde Muratın olmadığı bir zaman dolabından bulunan tişört ve atletlerle yapılmış güzide beremiz herkes tarafından çok beğenilmiştir. Tabi muratın bu durumdan haberi olmaması ve kesilen tişörtleri bilmeden giymesi sonucunda ortaya çıkan durumla çok komedi bir ortam oluşmuştur.





4- Ayakkabımsı patik: Yine dellenilen bi vakitte intternettende esinlenerek örlen ayakkabımsı patiğimiz kuzucuğun elbiseleriyle hoş bir kreasyon yaratmıştır.





5- Bay altın yastığı: Şuan halen yolda olan canım kardeşçimin göbüşündeki beyefendi için yine internetten esinlenerek yapılmış altın yastığı son tasarımlar arasındadır.





6- Çingen modeli taşıyıcı (yada havalı ismiyle sling): Nezmandır yapmayı düşündüğün ama anca becerebildiğim taşıyıcı için kumaş alınır. İki dikdörtgen kullanacak kişinin boyutuna göre kesisilir ve dikilir. Tahmin edildiğinden rahat bir şeydir.








Kızım 9 aylık

Minik kuzum 0,75 yaşına ulaştı. 1 yaşına gelmesine 3 aydan kısa bir süre kaldı. Çabuk büyümesine hem üzülüyorum, hemde heyecanlanıyorum. Günden güne gözle görülür bir şekilde değişiyor. Tam bir sürüngen çevikliğiyle emekliyor hatta emekleyerek koşabiliyor,” del deel” diye kuşları çağırıyor, naynininay diye müzik çalınca oynuyor (bu oynama olayı babasının hiç hoşuna gitmiyo, babasının basket oynayıp lahmacun yiyebileceği bir kız hayali vardı, oynama olayı bu hayali biraz sarstı, ee kız tabi genlerinde var). Ya daha büsürü bişiler yapıyo kızım. Bu sıralarda bana fena şekilde yapıştı, yapışık geziyoruz.
Tam kene “ Mira kongo” virüsüde diyebiliriz. Ben ortamda varsam mutlaka geliyo üstüme tırmanıyo. Yani şikayetçiymiş gibi gözüksemde tabi alttan alttan çok hoşuma gidiyo. EE ben onun annesiyim kime yapışacak alla allaa.
Geçen hafta Bursadaydık, mis gibi deniz havası dağ havası aldık ailecek, memleket gibisi yok yaa. Kızımla bol bol gezdik. Kuzuğumun sanırım vejeteryanlıkla pek bir alakası olmayacak. Alttaki fotodada görüldüğü üzere kendiler pek bir etçil. Et ve köfte olsunda ne eti olursa olsun ağzımız şaplatarak yiyoruz.

Babişkonun 30. yaş gününü bu sene kuzucukla kutladık. Kızımla babaya koleksiyon bir ışın kılıcı aldık taa amerikalardan getirttik. Işın kılıcı ne olaki diyenler için Star Wars filmini izlemelerini tavsiye ederim. Ama bende daha izlemedim. Buna genelde erkekler bayılıyor. Bizim eve gelen erkek arkadaşlar görünce deliriyo, kızlar bu ne yaa diyo. Kuzucukta ışın kılıcına bayıldı, ses çıkardığını keşfetti, sen çıkarmak için oraya buraya vuruyo. Minik bir JEDI yetişiyor.

Hem ağlarım hem giderim…

8. ayımızda ilklerimize ilkler katmaya devam ediyoruz. İlk emeklemeler, ilk kez düğün ve bukadar kalabalık içine çıkma, ilk kez vapura binme, ilk kez istanbulu ve boğazı görme, daha neler neler… 8 aydır yaşayan minik kuzumun bedenine çok geldi tabi. En ufak bir şeyde bozulmayı bekleyen düzenimiz yine sapıttı. Uyuma
sistemimiz değişti .Size sevadanın yolları bana uykusuz geceler anlıycanız. Miracımla yapışık yaşıyoruz artık. Ortamda ben varsam sürekli kucağımda durmak istiyor. Sabrın sonu selamettir demişler. Bekliyoruz sabırla…




Geçen haftasonu ilk düğün badiremizi atlattık, Özgemisi verdik, çok mutlu olurlar işallaa. Miracığıma rağmen çokta güzel bir düğün oldu. Kızım minicik bir gelin oldu. Önceden kınalara ve kız vermeye karşı bi hassaslık vardı içimde şimdi dahada bi hassasım , e kız annesiyim nede olsa. Artık herşeyi kzım içinde düşünüyorum. Zaman çok çabuk geçicek bi bakmışın bizim kıza kına yakıyorlar. Kızım daha kucağımdaydın nezman büyüdün diyorum, dinlemiyo bile. Kabullenmek zor ama doğa kanunu hem ağlanır hemde gidilir.
Anne olunca böle şeyler daha iyi anlaşılıyo gerçekten, benim kızımda anne olunca anlıycak.


ANNELER


Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:
– Tenimde bir yara işler gibisin
Titrerim rüzgarlar keder vermesin.


Anneler beşikten der çocuğuna:
– Acını görmesin gözüm alemde
Teselli demeksin bana son demde.


Bütün ümitleri yel alır gider
Tomurcuk açılır, sel alır gider
Anneler büyütür, el alır gider.


Ahmet Kutsi TECER


Öff bak Cuma Cuma moralimi bozdum yine yaa.

İlk anneler günü

Nedense bu sıralarda pek yazamıyorum. Yazamamamı kırmak için anneler gününü bahane ediyim dedim. Evet benim ilk anneler günüm. Daha önce ben anneler gününü kutlarken, bu sene benim anneler günüm kutlandı. Bu çok değişik bir duygu gerçekten, daha şurda düğünde anneme bakıp ağlamamı hatırlıyorum. Ne çabuk geçti zaman, bu yanımda yatan bebek kimin diye sormak geliyor bazen içimden. Sabah Miracımın şarkılarıyla
uyandım, hergün öyle uyanıyorum aslında ama nedense bugün günün anlam ve öneminden mütevellit daha bir anne ağırlığıyla bakıyorum ona. ( Bakın ağırlık yazılarımada yansıdı mütevellit flan). İyiki yapmışım seni be diyorum içimden, gözlerim doluyor. Anaaam anaam gariiipp annaaam şarkısını söyleyen iç sesim olayın tüm duygusallığını bozuyor. Ama benim hormonlar devam ediyor. Bu duyguyu bana yaşattığın içi çok şanslıyım diyorum kızıma. Sora beni öpmesi için yanağımı uzatıyorum. Öpemiyor tabi daha ama yalamayla ısırma arasında bir şeyler yapıyor. İşte bu benim en güzel anneler günü hediyem oluyor. Canım kızım inşalla bende benim annem kadar iyi bir anne olabilirim sana, sen bana en güzel hediyesin başka hiçbir şeye gerek yok.

Neyse bukadar ağlaklık yeter, biraz neler yaptığımızdan bahsedeyim. Geçen hafta yine Bursa kaçamağı yaptık. Çok gezemedik ama evde tembellikte çok güzel oluyor. Bursada annemle babamın yanında bende çocuk olduğum için çok rahat oluyo valla. Ha bu arada Bursadan dönünce ilk oyunumuza gittik. Herkese tavsiye ederim İstanbul DT “Profesyonel”. Bunun için Çoşkuncuğuma çok teşekkür ediyorum tekrardan. Bizden dışarı çıkma konusunda umudunu kesmediği ve bizede bilet aldığı için. Ayrıca bu oyunu kaçırdığımızı sanıp çok üzülmüştük ve hangi oyuna biletimiz olduğunu bilmiyorduk, sonra bu olduğunu öğrenince Muratla sevinçten ağlayacaktık.Tam olarak insan içine karışma durumumuz çok kısıtlı olduğu için ve ilk sinema girişimimizde yarıda çıkıp eve koşturduğumuz için bu seneki aksiyonlara hiç gidemeyeceğimizi düşünüyordum. Çok iyi oldu gerçekten.

Gelelim kuzuya, Miracım çok hareketlendi, tutabilene aşk olsun. Dönerek bütün evi dolaşıyordu şimdi geri geri de hareket etmeye başladı. Bütün gün ayayayy diye şarkı söylüyor. Dışarı çıkınca herkese laf atıyor. Kendini çok güzel ifade ediyor. Biraz uyuma sorunumuz var. Yatağında uyuyor ama sadece ben uyutabiliyorum. Artık bende uyutup çıkıyorum. Çok iştahlı bir bebek değil çok zor yemek yiyor. Meyvedende hiç hoşlanmıyor. Her seferinde farklı yöntemler deniyorum. Havalar güzelleşti artık bol bol dışarı çıkıyoruz. Uçurtma uçurmaya bile gittik kızımla.
Bu arada dişlerimiz resmen gözüküyor artık, görmemek imkansız.

Kahvaltıyı yumurta ve peyniri de çok seviyoruz.