Başlığı ne koysam ki

4

Londradan  bildirmeye devam ediyoruz efenim. Geçen hafta 1 haftalık okullar tatildi. Burada okullar 6 dönem. Kısa kısa dönemler var. Bizimki gibi 2 dönem ve büyük bir ara yok. Burada çocuklar için yapacak okadar çok şey var ki. Bende etkinlik avcısı olarak sürekli avdayım. Tatil esnasında “Imagine Festival” diye bir çocuk festivali vardı. 1 hafta boyunca sayısız kitapların yazarları ve çizerleriyle hikaye anlatımı, bazı ünlü kitapların büyük prodüksiyon tiyatro oyunları, sayısız konserler, aklınıza gelebilecek her türlü aktivite vardı. Bizde durmadık tabi koşa koşa gittik. Festival alanında, Continue reading

Evde oynayabileceğiniz bir kaç drama oyunu…

99 yılından beri tiyatroyla uğraşırım,  temel tiyatro çalışmalarını kuzumla bir oyun haline getireceğimiz kırk yıl düşünsem hiç aklıma gelmezdi. Evde uygun bir müzik açarak stress atmaya birebir oyunlar bunlar mutlaka sizde deneyin, hem size de tam bir akşam sporu olucak:) Buradaki tek kıstas çocuğunuz ve sizin olduğunuz şeyi hissetmeniz, lütfen çocuğunuzu da bu konuda motive edin. Eğer bir kelebek oyunu oynuyorsanız onu bir kelebek olduğuna inandırın ve sizde buna inanın. Birde biz bu oyunlarda mutlaka müzik açıyoruz müziğin ritmine göre hızlanıp yavaşlıyoruz, müzikle koordineli bir şekilde hikayeyi geliştiriyoruz.

1- Bizim en çok yaptığımız ormanda gezinti. Evde minderlerden sandalyelerden kendinize bir parkur belirleyin. Biraz gerilimli bir müzik açın, sırt çantanızı takın. Başlayın ormanda gezintiye. . Sarmaşıkların arasından geçin, ipli köprüden karşıdan karşıya yürüyün, ormandaki meyvelerden yiyin, mis gibi çiçekleri koklayın, orada bir yılanmı var ne..Gerisi sizin hayal gücünüze kalmış, hem çok eğlenecek hemde çok yorulacaksınız.

2. Minik kelebek.:Biz bunda aç tırtılın hikayesini oynuyoruz. Aç tırtılın karnı çok aç yemek arar( evde tırtıl şeklinde dolaşmaya başlıyorsunuz) Her gördüğü şeyleri yer (artık etrafta ne varsa hayal gücünüze kalmış). Çok yer iyice şişmanlar (zor hareket eder). Sonra bir yerde uyur. Kalkınca koza örmeye başlar. Kozasını örer ve kelebek olmayı bekler. Continue reading

London günlükleri-01

15

 

Londraya geleli 1 ayı geçti. 50 m2 2+1 kutu evimiz artık bize baya saray gibi geniş gelmeye başladı bile. Burada hayat fena değil özlemek dışında güzel bile denebilir:) Şaşırdığınız bir çok şey olsada biyerden sonra artık kanıksamaya başlıyosunuz, turistlikten çıkıp buradan biri oluveriyosunuz. Trafiğin sağdan akmasına, prizlerin saçma sapan bir tipte olmasına, hergün postacının kapı deliğinden 3-5 posta atmasına aldırmıyosunuz. Biraz burdan örnekler vereyim:

– Burada en çok yağmur çamuru tınlamıyoruz sanırım. Herkes yağmurda bile sporunu ihmal etmezken biz niye evde duralım. Kötü hava yoktur, kötü kıyafet vardır felesefesiyle tüm kıyafetlerimiz buraya uyarladık. Kuzucuk çamur banyosu yapsa bile yine ıslanmıyo artık:)

-İnsanlar heryerde sıra olabiliyorlar upuzun kuyruklar görebilirsiniz heryerde. İtiş kakış ve birbirinin üzerine çıkma, kaynak olayı yok (bize çok garip geliyo dimi:)

– İş saatlerinde metrolar deli kalabalık oluyor. Ama yinede elinde çocuk olan veya hamile olanlara mutlaka yer veriyorlar. Hamile olanlar “baby on board” rozeti takıyorlar.

-Burada çok kapı kilitlenmiyor sanırım yada bizim muhitte. Üst komşumuz Patrick bizi hiç tanımadığı halde tavandan gelen akıntıyı tesisatçılara göstermek için anahtarı 2 gün bize verdi ve istersen kilitle dedi.

– Burada herkesi çocuğu var. En az 2 çocuğu.
Continue reading

Yeni yıl, yeni ülke, yeni bir hayat….


londra

 

Yıllar olmuş yazmamışım yaw… Zamansızlıktan ölüyorum, bundan sonra daha bol bol yazıcam inşalla. Valla bu süreçte hayatımızda sağlam değişiklikler oldu. Kendimize yeni bir hayat ısmarladık uzaklarda atladık geldik babanın peşinden. Bizi hiç tanımayan, bizim hiç tanımadığımız,  suyunun havasının farklı olduğu yerlerde 50 m2 lik  ingilizce bir hayat kurduk kendimize yeni yılla birlikte.  Sadece durmaya geldik, zamanı yavaşlatmaya…Hepimiz şaşkınız, heyecanlıyız. Ankarada çok hızlı geçen zaman burda nasıl yavaşlatırız meraklıyız. Ama zor geldi bırakıp gitmek dostları, kardeşleri, anneleri, babaları…Ankarayı bile…Zira Ankara, görücü usulü evlilik gibidir; sevilmez ama bir takım sebepler ötürü terk edilemez. (http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=226434) Continue reading

Cote d’Azur-1

Kaç aydır yazmamışım. Bu süre içinde neler oldu neler. Bizim hayatımız aynı, ama her sabah daha umutla uyanıyoruz o da yetiyo bize. Bu sıralarda işten o kadar boğuldum ki tatil anılarıyla başlayayım dedim. Bu yazımız babadan. Vakitsizlikten bu sefer ona yazdırdım:) Keyifli okumalar:

 

Cote d’Azur

Bu tatilimizi yapmak için en büyük neden olan sevgili arkadaşımız Serdar’a teşekkür ederek yazıya başlamak istiyorum. Serdar eğer Cannes’da olmasa sanırım bu tatili yapmak pek aklımıza gelmezdi. Bunun nedeni Cote d’Azur bölgesinin Türkiye’de pek popüler olmaması herhalde. Ancak biraz araştırınca çok güzel bir rota olduğunu hem tarihi hem doğal güzellikleri görme şansımız olduğu  anlayınca bu tatil için baya heveslendik.

 

Yolculuğumuzu Pegasus ile yaptık. Ankara aktarması da dahil Marsilya uçuşlarımız kişi başı 500 TL civarına geldi. Pegasus’u ailecek pek beğenmiyoruz. Uçuş sırasında koltuklarının dar olmasının yanı sıra yer hizmetleri genelde çok savsak oluyor ve rötarlı kalkışlar oluyor.

Ama bu uçuşumuzda haklarını yemiyelim. Valizlerimizi sağ salim kırmadan taşıdılar. Ve sadece İstanbul- Marsilya gidiş uçuşunda rötar oldu dönüşte tam zamanında geldi. Ayrıca kişi başı 20 kg taşıma hakkı verdiler bu fiyat dahilinde bu da gayet iyi bir miktar.

cote dazur

 

1 Temmuz Marsilya

Marsilya havalimanına pegasus ile gece 2 gibi vardık. Gördüğüm en dandik havalimanlarından biri bu. Tabi bu durum biraz da pegasus easy jet ve ryanair için ayrılmış derme çatma bir terminali kullanıyor olmamızdan kaynaklanıyordu. Belkide diğer terminalleri  güzeldir. Continue reading

Kayıp Madalyanın Peşinde- 3. kitap

482398_10151571824502357_2048543218_n

 

“Kayıp Madalyanın Peşinde” geçen ay sevgili Elma Yayınevimizden çıktı. Holeeyy. Kitap 7+ yaş grupları için uygun. Kayıp Madalyanın Peşinde, okullarda seçmeli ders olarak yaygınlaşmaya başlayan oryantiring sporunu çocuklarla tanıştırmayı hedefleyen çok özel bir çalışma. Sayın Ferrin İlbay Yalnız yazdı bana da resimlemek kısmet oldu. Continue reading

Kılkuyruk Popi Bilkentteydi…

IMG-20130508-WA0009-1

 

8 Mayısta Kılkuyruk Popi Bilkent öğrencileriyle buluştu. Salim ve benim için o kadar keyifli bir deneyim oldu ki anlatamam. Popi daha önce okumuş minişlerle kitap üzerine konuştuk, sordukları soruları cevapladık, hep beraber şarkı söyledik. İnsanın hiç tanımadığı kişilerden yaptığı bir eser üzerinden yorumlar alması manyak bir duygu, hayal gibi gerçekten. Ayrıca burdan okul yönetimine de yayın evimiz Elma yada yine çok teşekkür ediyorum. Bizi nasıl ağırladılar, hediyeler flan, acayip duygulandık. Kendimizi bişi sandık hehe 🙂 Yeni projelerimiz Continue reading

Miranın Kitaplığından- Dodo nun Komik Karışımları, Sakar Cadı Vini, Kızıl Ağaç,

Dodo nun Komik Karışımları( Eva Montanari)

Bir apartmanda yaşayan hayvanlar televizyon izlemekten çok hoşlanmaktadır. Fakat Dodo adlı fil, televizyonun iyi bir arkadaş olduğu görüşünde değildir. Küçük fil, televizyonla sohbet edememektedir; televizyon iyi bir oyun arkadaşı değildir. Bir gün Dodo hoş bir süprizle karşılaşır. Küçük fil, televizyon ekranındaki karakterleri hortumuyla içene çekebildiğini ve Continue reading

Bursa Hayvanat Bahçesi

IMG_0899

Geçen hafta Bursa ya gittiğimizde kuzucuk yine çok hastaydı. Biraz moral düzeltmek için Poyraz paşamızı ve Mira kuzumuzu havanın da güzelliğini fırsat bilerekten hayvanat bahçesine götürelim dedik. Bursa hayvanat bahçesi botanik parkının içinde. Baya geniş bir alana yayılmış. Ankara da ki hayvanat bahçesinden Continue reading